Kuran'da Sanat Bilim Teknoloji ve İmar

Günümüzde çok tartışılan konulardan biri de şiir, müzik, resim gibi daha birçok türü olan sanatın Dinimizde yeri olup olmadığıdır. Bu soruya cevap bulabilmemiz için öncelikle sanatın tanımını çok net olarak ortaya koymamız gerekir. Bu nedenle düşüncelerimizi açıklamadan önce sanatın tarifini yapmamız uygun olacaktır.

Sanatı kısaca soyut olan hayal, düşünce ve duyguların sözle, sesle, şekille, renkle, hareketle somutlaştırılması faaliyeti, sanatçıyı ise hayal, düşünce ve duyguları somutlaştırma yeteneği ve donanımı olan kişi olarak tanımlayabiliriz.

Yukarıdaki yaptığımız tanımlamada görüleceği gibi öncelikle üzerinde durmamız gereken sanat eserlerini oluşturan hayal, düşünce ve duygulara İslam’ın nasıl baktığıdır. Konuyla ilgili ayetli kerimeler:

Bismillahirrahmanirrahim…

Hucurat-12 “Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır…”

Bakara-225 “Allah sizi rastgele yeminlerinizden dolayı değil, fakat kalblerinizin kasdettiği yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Allah bağışlayandır, Halim'dir.”

Bakara-284 “Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Siz içinizdekileri açığa vursanız da gizli tutsanız da Allah onunla sizi hesaba çeker. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğine de azab eder. Allah her şeye kadirdir.”

Bakara-286 “Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez. Herkesin kazandığı hayır kendisine, yaptığı kötülüğün zararı yine kendisinedir…”

Şüphesiz Allah (c.c) Doğruyu Söyledi.

Konuyla ilgili Ayet ve Hadisleri incelediğimizde istek dışı yani gayri iradi olarak gerek şeytanın gerekse nefsin tesirleriyle tezahür edebilecek kötü, hoş olmayan gayri Ahlaki düşünce ve hayallerden sorumlu tutulmayacağımız, kötü zan da dahil olmak üzere bu tür kötü, gayri Ahlaki düşünce, hayal ve duyguların kasıtlı, yani iradi olarak, isteyerek tezahürü durumunda ise sorumlu tutulacağımız anlaşılmaktadır.

Araf-32 "De ki: Allah'ın kulları için yarattığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kıldı? De ki: Onlar, dünya hayatında, özellikle kıyamet gününde müminlerindir. İşte bilen bir topluluk için âyetleri böyle açıklıyoruz."

TEFSİRİ:...Hakkında yasaklayıcı hiçbir delil bulunmayan fiiller mübah ve helal kabul edilir. Bir fiilin helal kabul edilmesi için dini kaynaklarda bu yönde bir açıklama bulunması gerekli değildir. Çünkü "eşyada hasıl olan mubah olmasıdır." …(Diy.İşl.Bşk.lığı)

HÛD-61: ..."Sizi yeryüzünden yaratıp meydana getirdi ve orayı îmâra memûr etti"...

"Faydasız ilimden Allah'a sığınırım" (Tirmizî, Daavât, 68)

Hz.Muhammed (S.A.V)

TEFSİRİ: Bu mübarek hadis din alimlerince Allah (c.c)'ın bahşettiği ilmimizi yeteneklerimizi diğer insanlardan saklamayıp, onlara yararlı olacak şekilde kullanmamızı emrettiği şeklinde yorumlanmaktadır.

Konuyla ilgili ayet ve hadisler ışığında diyebiliriz ki, kaynağı Dinimizce mübah ve Ahlaki düşünce, hayal ve duygulara dayanan her türlü sanat ve imar etkinliklerinin bir sakıncası olamayacağı gibi, İnsanların yeryüzünün halifesi olarak yaratılmış olduğunu bildiren Kuran'dan bizlerin dünyayı imar etmek gibi önemli bir görevimizin olduğu da anlaşılmaktadır. Zira İnsanoğluna dünya hayatında bahşedilen zaman dilimine “ömür” denilmiştir. Ömür, imar ile aynı kökten gelmektedir. İmar ile geçmeyen ömür, ömür değildir.İmar ile geçmeyen ömür mamur olamaz. Özetle şunu diyebiliriz sanatçının rolü “dilemek”tir, önemli olan iradesini hayır için mi, yoksa şer için mi kullandığıdır.

Başa Gelen Musibetlerin Hikmeti

İlgili Kur’an ayetleri ve Hadisleri incelediğimizde, musibetlerin insanın başına ya imtihan edilip sınanmak yada işlediği bir günah ve kötülüğe karşılık olarak iki farklı nedenden geldiği anlaşılmaktadır.

Had ve kısasa tabi suçları işleyenler ise, günahlarına karşılık Kur'an'da belirtilen cezaları çektiklerinde, ahiretteki cezadan kurtulurlar. Bu dünyada kim bir günah işler ve Allah(c.c)'ın verdiği cezayı gönül rızasıyla çekerse, elbetteki Allah(c.c) o kuluna ahirette tekrar azap etmeyecektir. Büyük günahlardan birini işleyip de, onun cezasını dünyadayken çekmeyenlerin durumu ise Allah(c.c)’a kalmıştır. Allah(c.c) o kulun tövbesine, pişmanlığına ve hayat tarzına göre isterse affeder, isterse de cezalandırır.

Ubâde b. Sâmit (r.a)’den edilen rivâyete göre, Rasûlullah (asm) etrafında bulunan ashabına karşı şöyle buyurmuştu:

"Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayacağınıza, hırsızlık yapmayacağınıza, zina etmeyeceğinize, çocuklarınızı açlık endişesiyle öldürmeyeceğinize, bana karşı gelmeyeceğinize, dinin emrettiği konularda bana karşı gelmeyeceğinize söz vererek bana biat ediniz. Kim sözünde durursa mükafatını Allah verecektir. Sizden biriniz yukarıda sayılanlardan herhangi birini işler de cezasını Dünya’da çekerse o ceza işlediği suçun kefâretidir. Ahirette ceza çekmez. Kim de bu suçlardan birini işlerde suçu gizli kalıp cezasını Dünya’da çekmezse, onun işi Allah’a kalmıştır. Allah dilerse onu affeder dilerse cezalandırır." (Müslim, Hudud: 10; Dârimi, Siyer: 17)

En Doğrusunu Allah (c.c) Bilir

İmtihan İle İlgili Olan Ayetler:

Bismillahirrahmanirrahim.

Bakara (155-157) "Muhakkak ki biz sizi korkuyla, açlıkla ve mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. O sabredenleri müjdele! Onlar ki, başlarına bir musibet geldiği zaman: Biz Allah’a aitiz ve sonunda O’na döneceğiz. derler. İşte onlar var ya, Rablerinden, mağfiretler ve rahmet onlaradır. İşte hidayete erenler de onlardır."

Enbiya-35 "Her canlı ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilik ile deneyeceğiz; hepiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz."

İnşirah (5-6) "Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır."

Tegabun-64 "Allah'ın izni olmayınca hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya götürür. Allah her şeyi bilendir."

Hadid-22 "Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır."

Hadid-23 "Böylece elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız. Çünkü Allah, kendini beğenip böbürlenen kimseleri sevmez."

Fecr (15-16) "Rabbin denemek için bir insana iyilik edip, nimet verdiği zaman, o: 'Rabbim beni şerefli kıldı' der.Ama onu sınamak için rızkını daraltıp bir ölçüye göre verdiği zaman: 'Rabbim bana hor baktı' der."

Taha-40 "…Seni üzüntüden kurtarmış ve seni birçok musibetlerle denemiştik. Bunun için, Medyen halkı arasında yıllarca kalmıştın. Sonra, ey Musa, peygamberlik görevini yüklenecek bir yaşa gelince dönüp geldin."

Günahlar İle İlgili Olan Ayetler:

Şura-30 "Başınıza gelen herhangi bir musibet ellerinizle işlediklerinizden ötürüdür. O, yine de çoğunu affeder."

Nisa-79 "Sana gelen her iyilik Allah'tandır, sana gelen her kötülük de kendi(günâhın yüzü)ndendir…"

Nisa-123 "...Kim kötü bir iş yaparsa, onunla cezalandırılır. O, kendisine Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilir."

Şüphesiz Allah (c.c) Doğruyu Söyledi.

Şirk

     Allah (c.c)'ın asla affetmeyeceğini bildirdiği en büyük günah olan Allah (c.c)'a ortak koşmanın sanki sadece Asr-ı Saadet döneminde kırılıp yıkılan taş ve çamurdan yapılmış putlara tapmaktan ibaret olduğuymuş gibi algılanabilecek anlatımlardan kaçınmamız gerektiğine inanıyoruz. Allah (c.c)'ın son kelâmı, hükmü kıyamete kadar baki ezelî fermanı olan Kur'an da Allah (c.c)'a ortak koşmakla (şirk) ilgili bir çok ayet varken, şeytanın bizi, bu zamanda artık böyle şeyler olmaz deme gafletine düşürmesinden Rabbim hepimizi korusun. Şirkin sadece taş ve çamurdan yapılmış putlara tapmaktan ibaret olmadığını en iyi aşağıdaki ayeti kerime ortaya koyuyor.

Bismillahirrahmanirrahim...

TEVBE - 31 "Onlar, Allah'dan başka bilginlerini ve rahiplerini de kendilerine Rab edindiler, Meryem oğlu Mesih'i de. Oysa onlar bir olan Allah'a ibadet etmekle emrolunmuşlardı. Allah'dan başka hiçbir ilâh yoktur. O, müşriklerin ortak koştuğu şeylerden de münezzehtir."

Şüphesiz Allah (c.c) Doğruyu Söyledi...

Tefsir:"Allah'ın emrine, hakkın hükmüne değil, onların hükümlerine, onların iradelerine tabi oldular. Onlara Allah'a tapar gibi taptılar, hatta Allah'ı bırakıp onlara taptılar, Allah'ın emirlerini bırakıp, açıkça Allah'ın emirlerine ters düşen keyfî arzularına itaat eylediler. Allah'ın haram kıldığı şeyleri onların emriyle helâl gördüler. Allah'ın "yapmayın" dediği şeyleri yaptılar, "yapın" dediklerini de yapmadılar. Allah'ın emir ve yasaklarını değil de onların emir ve yasaklarını dinlediler. Onlara, Allah'ın emirlerini uygulayan, O'nun dininin hükümlerini anlayıp anlatan kimseler gözüyle değil de, dinde sanki Allah gibi hükümler vermeye ve kurallar koymaya yetkili imişler gibi baktılar. Doğrudan doğruya kendi yanlarından şeriat vaz'etmeye, dini hükümler koymaya hakları varmış, sanki birer müdebbir rabmış gibi baktılar. Onların iradelerine heva ve heveslerine uydular. 

        Nitekim bu âyetin mânâsı hakkında meşhur Hatim-i Tâî'nin oğlu Adiy demiştir ki: "Resulullah'a geldim, boynumda altından bir haç vardı, ki Adiy o zaman henüz müslüman olmamıştı ve hıristiyandı, Resulullah Berâetün Sûresi'ni okuyordu, bana "ya Adiy şu boynundaki veseni at" buyurdu. Ben de çıkardım attım. "Allah'tan başka hahamlarını ve rahiplerini de rab edindiler." anlamına olan âyetine geldi, ben, ya Resulallah, onlara ibadet etmezlerdi, dedim. Resulullah buyurdu ki: "Allah'ın helal kıldığına haram derler, siz de haram tanımaz mıydınız? Allah'ın haram kıldığına helâl derler, sizde helâl saymaz mıydınız?" Ben de "evet" dedim. "İşte bu onlara ibadettir." buyurdu.

       Rebi' demiştir ki, "Bu rablık İsrailoğulları'nda nasıl idi?" diye Abdul'âli-ye'ye sordum. O da "Genellikle Allah'ın kitabında hahamların sözlerine aykırı olan âyetler bulurlar, bununla beraber kitabın hükmünü bırakırlar da hahamların sözlerini tutarlardı." dedi.

       Bu rivayetler şunu gösterir ki, herhangi birini rab edinmiş olmak için behemahal ona "rab" adını vermiş olmak şart değildir. Allah'ın emrine uygun olup olmadığını hesaba katmayarak, onun emrine uymak ve özellikle de dinin hükümlerine ait olan hususlarda onu kural koymaya yetkili sanıp ne söylerse, ne emrederse doğru farzetmek, ona uyduğu zaman Allah'ın emrine ters düşeceğini düşünmeden hareket etmek, onun emirlerini taparcasına yerine getirmek onu rab edinmek ve ona tapmak demektir..."

Alıntı: KURAN'I KERİM TEFSİRİ 
ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR

EN ÇOK OKUNAN YAYINLARIMIZ: